Kekova batığı, MÖ 27–24. yüzyıllara tarihlenen bir Erken Tunç Çağı batığı. Kazıyı yürüten Akdeniz Üniversitesi’nden sualtı arkeoloğu Doç. Dr. Hakan Öniz, Likya’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Kekova Adası açıklarındaki batığın sualtındaki buluntularının tamamının çıkarıldığını söyledi. Antalya Müzesi başkanlığında, Öniz’in bilimsel sorumluluğunda yürütülen çalışmada üç büyük taş çapa ve 30’dan fazla amfora bulundu.
Kekova Batığı Nasıl Bulundu?
Öniz, batığı 2024’teki yüzey araştırmaları sırasında keşfettiklerini, ancak başta bu kadar eski olabileceğini düşünmediklerini anlatıyor: “İlk başta Osmanlı dönemine ait bir batık olduğunu düşündük. 2026’da kazıya başlayıp örnekleri çıkardığımızda daha eski olduğunu anladık.”
Kekova Batığı Nasıl Tarihlendi?

Sualtı arkeolojisinde batıklar, büyük ölçüde taşıdıkları amforaların biçimine, yani amfora tipolojisine göre tarihlenir. Ekip, Kekova amforalarının benzerlerini 1920 ve 1930’larda Mısır’da yapılan kazıların yayınlarında buldu. Öniz’e göre batığın Erken Tunç Çağı’na ait olduğu bu karşılaştırmalarla anlaşıldı. Amforaların kili Ürdün Vadisi’ni işaret ediyor. Teknenin yaklaşık 10 metre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor.
Batık, ekim ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “dünyanın en eski batığı” olarak duyurulmuştu. Öniz bu ifadenin doğru olduğunu söylüyor: “Bir buluntuyu kamuoyuyla paylaşmadan önce bilimsel yayınını hazırlıyoruz. Bu batıkta da önce yayınını hazırladık, ardından duyurduk.” Batığın ilk raporu, uluslararası sualtı arkeolojisi dergisi Journal of Maritime Archaeology’de (JMAR) yayımlandı.

Likya Kıyıları: Tunç Çağı’nda Bir Ticaret Merkezi
Öniz’e göre Erken Tunç Çağı’nda Likya kıyıları hakkında bilinenler az: “O dönemde Troya’yı, Girit’teki Minos uygarlığını biliyoruz. Bu nedenle geminin rotasının Troya ya da Girit olabileceğini düşünebiliriz.” Öniz’e göre bu batık; Gelidonya ve Uluburun batıkları ile 2019’da Kumluca açıklarında duyurulan bakır külçeli batıkla birlikte düşünüldüğünde tablo değişiyor: “Likya kıyılarının Tunç Çağı deniz ticaretinde çok önemli bir yerde durduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta Likya kıyıları uluslararası ticarette bir merkez olarak görülebilir.” Kumluca batığını da Öniz’in ekibi duyurmuştu.
Öniz, Türkiye sularında belgelenen yaklaşık 434 batığın yaklaşık yüzde 60’ının, yani 250’den fazlasının Likya kıyılarında olduğunu ve bunların araştırılması için çalışmaların sürdüğünü söylüyor.
Buluntular Nerede Sergilenecek?

Kekova batığından çıkarılan buluntular, Nisan 2027’de İstanbul’da, Haydarpaşa Garı alanında kurulan yeni arkeoloji müzesinde sergilenmeye başlayacak. Buluntuların kalıcı yeri, Kemer’de yapımı süren Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesi olacak.
Likya’nın Sesi Notu
Kekova batığı, bu kıyıların Likyalılardan çok önce, hatta Hitit metinlerinde “Lukka” adının geçmesinden yaklaşık bin yıl önce Doğu Akdeniz ticaretinin bir parçası olduğunu gösteriyor. Likya’nın Tunç Çağı’ndaki geçmişi için Likya Tarihi ve Likya’nın Anadolu Kökenleri yazılarımıza, Kekova’daki antik yerleşimler için Aperlai ve Simena sayfalarımıza göz atabilirsiniz. Bölgedeki yeni demirleme kuralı üzerine yazdığımız haber de sualtındaki mirasın korunmasıyla ilgili.
Kaynaklar
- Öniz, H. ve Öztosun, C. (2026). Preliminary Report on the Early Bronze Age Shipwreck in the Kekova Region of Antalya. Journal of Maritime Archaeology, 21(3).
- Bilim ve Teknik – Kekova Açıklarında Keşfedilen Batık 4.500 Yıllık Olabilir (20.10.2026)
Likya’nın Sesi haberleri, Yayın İlkelerimiz’e göre hazırlanır. Bir hata fark ederseniz bize bildirin.

